Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; göklerde parlak yıldızlar dans eder, dünyada minicik çocuklar tatlı düşler görürken, büyük bir krallığın içinde sevgiyle büyüyen bir prenses yaşarmış. Adı Ayperi olan bu prenses, kalbinde kocaman bir sevgi taşıdığı için “Sevgi Çiçeği Prensesi” diye anılırmış.
Ayperi’nin krallığı, yemyeşil ormanlarla, altın sarısı tarlalarla ve masmavi göllerle doluymuş. İnsanlar bu krallıkta mutlu yaşar, her sabah kuşların cıvıltısıyla uyanır, rüzgarın tatlı fısıltısıyla uyurlarmış. Ancak bu güzel krallığın tek bir sırrı varmış: Ayperi’nin kalbindeki sevgi krallığın mutluluğunu ve bereketini koruyormuş. Eğer Ayperi sevgi dolu kalmazsa, krallığın her yeri kuraklaşıp mutsuz bir yere dönüşürmüş.
Bir gün, krallığa komşu olan Karanlıklar Kraliçesi, Ayperi’nin mutluluğunu kıskanmış. “Bu kadar sevgi, bu kadar mutluluk da neymiş?” diye içinden geçirmiş. Ayperi’nin kalbini karartmaya karar vermiş. Bunun için büyülü bir rüzgarla Ayperi’ye bir mesaj göndermiş: “Sevgin yeterince güçlü değil, gerçek başarı sadece güç ve zenginlikle gelir.”
Mesajı alan Ayperi, önce şaşırmış. Kalbindeki sevginin krallığını nasıl bu kadar güçlü tuttuğunu her zaman bilirmiş ama bu sözler aklını karıştırmış. “Acaba haklı mı? Sevgi gerçekten yeterince güçlü mü?” diye düşünmüş.
Bir sabah, Ayperi bu düşüncelerle uyanmış. Aynanın karşısında durup kendi kendine, “Bunu öğrenmeliyim. Sevgi gerçekten güçlü mü, yoksa değil mi?” demiş. Hemen saray bahçesindeki en güzel çiçeğin yanına gitmiş. Bu çiçek sihirli bir Sevgi Çiçeği’ymiş. Eğer çiçek parlak bir şekilde çiçek açarsa, sevgi kazanacak; eğer solarsa, sevgi güçsüz sayılacakmış.
Ayperi, çiçeğin yanına yaklaşıp sormuş: “Sevginin gücünü nasıl kanıtlayabilirim?” Çiçek nazik bir rüzgarla hafifçe eğilmiş ve tatlı bir sesle şöyle demiş: “Üç engeli aşmalısın, Prenses. Sevgi sabır ister, cesaret ister, ve en sonunda inanç ister. Ancak o zaman gerçek gücünü görebilirsin.”
Prenses Ayperi, çiçeğin sözlerini dinlemiş ve hemen yola koyulmuş.
Ayperi, ilk olarak Sabır Denizi’ne varmış. Bu deniz, kıpırtısız ve sonsuz bir şekilde uzanıyormuş. Ancak denizin ortasında Sevgi Taşı diye bilinen bir inci gizliymiş. Bu inciyi bulmak, sevginin sabrını ölçmek için şartmış.
Ayperi, denizin sakin yüzeyine bakmış ve “Bunu başaracağım,” demiş. Sandalına binmiş ve kürek çekmeye başlamış. Ancak deniz çok büyükmüş ve yol hiç bitmeyecek gibi görünüyormuş. Güneş batmış, yıldızlar doğmuş, ama Ayperi kürek çekmekten vazgeçmemiş. “Sabırla bekleyeceğim, çünkü sevgi sabırlıdır,” diye düşünmüş.
Sabah olduğunda denizin ortasında parlak bir ışık belirmiş. Bu ışık Sevgi Taşı’ndan geliyormuş! Ayperi, taşı sandala almış ve yoluna devam etmiş.
Ayperi, taşı aldıktan sonra Cesaret Ormanı’na varmış. Bu orman, karanlık ve ürkütücü bir yer gibi görünüyormuş. Ağaçların gövdeleri dev gibi, dalları ise gökyüzünü kaplayacak kadar genişmiş. Ayperi’nin burada cesaretini kanıtlaması gerekiyormuş.
Tam ormanın içine adım attığında, gölgelerden bir kurt çıkmış. “Kimsin sen? Burada ne arıyorsun?” diye hırlamış. Ayperi, kalbinde korkunun kıpırtısını hissetmiş ama geri çekilmemiş. “Ben Sevgi Çiçeği Prensesi’yim ve buraya cesaretimi kanıtlamaya geldim,” demiş.
Kurt bir an durmuş ve sonra şöyle demiş: “Cesaret korkmamak değil, korkarken bile devam etmektir. Devam et, küçük prenses.” Ayperi, kurtun söylediklerini aklında tutarak ormanı geçmiş ve bir daha hiç korkmamış.
Son olarak, Ayperi İnanç Dağı’na varmış. Bu dağın zirvesinde Sevgi Çiçeği’nin gerçek bir parçası varmış. Ancak zirveye ulaşmak kolay değilmiş; dağ dik ve kayalıklarla doluymuş. Ayperi’nin yol boyunca yalnızca kendi inancına güvenmesi gerekiyormuş.
Tırmanmaya başlamış. Her adımında daha da yorulmuş ama kendi kendine hep, “Sevgi daima kazanır,” diye tekrarlamış. Ayperi’nin inancı sayesinde birden bire bir yol belirmiş. Bu yol onu dağın zirvesine taşımış.
Zirveye vardığında Sevgi Çiçeği’nin parçasını bulmuş. Parça, kalbinin içindeki sevgiyi yansıtan büyülü bir ışık saçıyormuş. Ayperi parça ile birlikte saraya dönmüş.
Ayperi, saraya döndüğünde Sevgi Çiçeği’ni yeniden yerine koymuş. Çiçek, şimdi her zamankinden daha parlak açmış. Krallık da eski güzel günlerinden daha bereketli olmuş. Karanlıklar Kraliçesi bile bu sevgi karşısında şaşırmış ve krallığını barış içinde yaşamaya karar vermiş.
Ve işte o günden sonra herkes Sevgi Çiçeği Prensesi’nin hikayesini anlatmış. Çünkü bu hikaye bize hep hatırlatırmış: Sevgi her zaman kazanır.
Masal burada bitmiş. Gökten üç elma düşmüş; biri anlatanın, biri dinleyenin, biri de kalbinde sevgi taşıyan herkesin başına…
Bu metin kocamanbisite.com için özel olarak yazılmıştır. Ticari maksat taşıyan tüm diğer dijital ortamlar ve basılı mecralarda kullanımı, kopyası, atıfı yasaktır. Eğitim maksatlı kullanım için her bir içeriğe yönelik izin alınması zorunludur. İzinsiz kopyalamanın tespiti durumunda uyarı verilmeksizin hukuki yollara başvurulacaktır.